Aşk Hastalığı

Whistle tarafından Whistle'nin Mekanı :Dnda yayınlandı. Görüntülenme: 927

Merhaba sayın blog okurlarım. Aşkımın karşılığını alamadığım birisi beni aşk hastalığı ile suçladı. Bende sordum aşk hastalığı derken neyi kastediyorsun. Benim bildiğim takıntılı aşk hastalığı var. Her ne kadar sebebini sorsamda bana söylemedi. Sebebi söyledikleri kalbimi kırmak istememesiymiş. Zaten kırdı kıracağı kadar. Bana söyledikleri sıcak bir rüzgar gibi gelir. Bunun üstüne bende bu konuda araştırmaya kalkıştım. Araştırmalarım sonucu. Milliyet blog yazarı Hanife ÇITA'nın yazısıyla karşılaştım. Bu yazıyı size ve aşkımın karşılığını alamadığım Sena'ya yanıt olarak blogumda paylaşmak istiyorum.

Buyrun yazı;

Aşk bir hastalıktır! Aşk hastalığına yakalandığımızda halimiz nice olur bilinmez! İyileşme ihtimalimiz var mıdır? Hastalığın nekahat dönemi ne kadar sürer? Aşk hastalığının belirtileri? Hastalıktan korunmak için almamız gereken önlemler nelerdir? Aşk hastalığının tedavisi nasıl olmalıdır? Bütün bu soruların cevapları sizdedir! Eğer aşıksanız bilirsiniz! İçinizde bir yerlerde cevapları vardır!

Orhan Pamuk, ''Masumiyet Müzesi'' adlı romanında, ''aşk hastalığı''nın ruh ve beden üzerindeki belirtilerini çok güzel anlatmış! Gelin bu belirtilere hep birlikte gözatalım!

Masumiyet Müzesi, sayfa 174, 175;

''Acı o güne kadar hiç hissetmediğim bir derinliğe ve sertliğe ulaşmış, bütün gövdemi ele geçirmişti. Midemden, sırtımdan, ta bacaklarımdan çeşitli yönlerde nefesimi kesen bir güçle hareket eden acımdan kaçacak, onu hafifletecek bir şey yapacak gücüm kalmamıştı.

Acımın içine iyice girdiğimde, yani küçük asit bombaları kanımın ve kemiklerimin içinde sanki havai fişekler gibi patlarken, bir yığın hatıranın her biri, önce beni kısa bir süreliğine , bazan on-on beş, bazan bir-iki saniye oyalıyor, sonra da arkasında daha yoğun bir acı bırakarak şimdiki zamanın boşluğuna bırakıyor; bu boşluğu da, şaşırtıcı derecede güçlü yeni bir acı dalgası sırtımı. göğsümü acıtarak, bacaklarımın gücünü keserek dolduruyordu.''

Buradan da anlaşıldığı üzere, aşk, ağır bir hastalıktır. Ruhumuz ve bedenimiz üzerindeki etkileri o derece yoğundur ki herhangi bir şey yapacak gücümüz kalmamaktadır. Gün gelir ki ''bir adım atacak halimiz '' kalmaz. Neden mi? Diğer hastalıklardan farklı olarak, ''aşk hastalığı''nda bedenimiz yanında ruhumuz da yara almaktadır. İşte bu nedenledir ki iyileşme süreci oldukça uzun sürmektedir. Hatta, bazen, iyileşme gerçekleşememkte, hastalık sürgit devam etmektedir.

'Aşk hastalığı''nın fiziksel belirtileri;
  1. Kalp ağrısı,
  2. Mide ağrısı,
  3. Bacaklarda dermansızlık,
  4. Nefes darlığı,
  5. Gözlerin kararması,
  6. Baş dönmesi,
  7. Terleme,
  8. Kalp ritm bozukluğu,
  9. Saçların ağarması,
  10. Uykusuzluk,

Evet, bedenimizdeki bütün bu belirtiler gerçektir. ''Aşk hastalığı'na tutulmuş büyük bir kitle tarafından yaşanan bu belirtiler, defalarca sınanmış ve kesinleştirilmiştir. Çoğu kişinin '' aman canım, gelip geçer'' dediği ve önemsemediği hastalığın neticeleri çok vahim olmaktadır. ''Aşk hastası'', çektiği acılara dayanamayarak ya intihar etmekte ya da içine kapanıp çevreyle her türlü bağlantısını kesmektedir.


''Aşk hastalığı'' nın ruhsal belirtileri;
  1. Dış dünyayla ilgiyi koparmak,
  2. Sessizlik(az konuşmak)
  3. Sürekli bir ağlama hissi,
  4. Dikkat dağınıklığı,
  5. Herhangi bir konuya odaklanamamak,
  6. Yaşama sevincini yitirmek,
  7. İntihar eğilimi,
  8. Çalışamamak,
  9. Dalgınlık,
  10. Mutsuzluk,
  11. Sevgisizlik,
  12. Kaçıp gitmek isteği,
  13. Asabiyet,
  14. Hassaslık,

Ruhumuz üzerindeki bu etkilerin iyileşme ihtimali genelde ''0'' olmaktadır. ''Aşk'' ruhu derinden sarsar. Çoğu zaman iyileştiğinizi sansanız da bu yalancı bir histir. ''Aşk hastası'' iyileşmez, iyileşemez.

''Aşk hastalığı''nın tedavisi;
  1. ''Aşk''ı çağrıştıran herşeyi ortadan kaldırmak,
  2. Hastayı bol bol konuşturmak ve dinlemek,
  3. Hastanın gezip tozmasını sağlamak,
  4. Hastanın sevdiği işleri yapması,
  5. Mümkünse dizi filmlerden hastanın uzak durması,
  6. ''Aşk''ı anlatan müzik parçaları dinlememek,
  7. Hastanın her türlü duygusal taşkınlığına anlayış göstermek,
  8. Hastayı anladığınızı hissetirmek,
  9. Yakın ilgi ve alaka göstermek,
  10. Hastayı rahatlatıcı, klasik müzik dinletmek, doğa ile içiçe olmasını sağlamak vb..
  11. Mümkünse hastaya, tedbirli hava yaptırılması,
  12. Çok değil ama, arada bir içki içerek rahatlatılmalı,
  13. Kendine zarar vereceği düşünülerek aralıksız takip edilmelidir.

Tedavi edici ilaçlar nelerdir?
  1. Rahatlatıcı çaylar(Rezene, papatya gibi)
  2. Rahatlatıcı banyo,
  3. Rahat bir uyku için bitkisel uyku ilacı,
  4. Temiz hava (bol oksijen)
  5. Mideyi hafifletmek için soda,

Aslında bütün bu yazdıklarımın hepsini de yapsanız, ''aşk hastalığı''na çare yoktur! Tek çözüm bence ''unutmak, unutmak ve gene unutmak''tır. Dğer bir önerim ise ''aşk'' tan mümkün olduğunca uzak durmaktır. Aman aşık olmayın! Hele hele karşılıksız aşka hiç kapılmayın! Bir kere bu hastalığa yakalandınız mı hayatınız kararır. Söylemedi demeyin sonra!

Bunun yanında, ben gene de, karşılıklı aşklar yaşayarak mutlu olmanızı diliyorum.
Hani derler ya ''fala inanmayın, falsız da kalmayın'' diye,
Öyleyse, ''aşka inanmayın, aşksız da kalmayın'' emi :)
Mutlu olun, mutlu edin,
Sevgilerimle.
Yorum yazabilmek için oturum açmanız gerekmektedir.
XenForo Add-ons by Brivium ™ © 2012-2013 Brivium LLC.